10 Temmuz 2012 Salı

MEÇ' de ilk yılın sonu..



BÜMED Merak Eden Çocuk Anaokulu ile tanışmamız biraz ilginç oldu.. Mira daha belki bir yaşında bile yoktu, Emir birgün Leventde sürekli gittiği berberinden geldi ve berberde birisi ile tanıştığını anlattı.. tanıştığı kişi bir eğitimci imiş ve Etiler civarında bir anaokulu için yer arayışında olduklarından, okulun Boğaziçi Üniversitesi desteği ile kurulacağından bahsetmiş.. okul için planlarını, eğitim sistemi ile ilgili planlarını anlatmış ve Emir çok etkilenmiş.. derken gel zaman git zaman biz o gece heyecanla konuştuğumuz konuyu kapatıp rafa kaldırmışız.. Mira'yı haftada birkaç gün okula gönderelim arayışına geldiğimiz tarihte de bu konu kısmen aklımıza gelip aksiyona dönememiş.. ilk tercihimiz pek de başka okul araştırmadan pek çok arkadaşımdam hakkında çok iyi şeyler dinlediğim ama daha çok kreş formatındaki eski, köklü, rüştünü isbat etmiş Süper Çocuk olmuştu.. okullu hayata çok güzel bir açılış yaptık Süper Çocuk ile.. oturmuş ve sürprizsiz bir başlangıca kuzu da çok iyi uyum sağladı..ekim, kasım, aralık üç ay zevkle devam etti okula..haftada üç yarım gün gidiyordu bu da bize yetiyordu.. ocakda hava şartlarının olumsuzluğu ve birtürlü geçiremediğimiz öksürük nedeniyle bir kış arası vermeye karar verdik, plan martta tekrar başlamak idi, ta ki teyzemiz gazetede MEÇ'in ilanını görüp beni arayıncaya kadar.. kafalar çalıştı, işte bu berberdeki eğitimcinin bahsettiği okul cümlesi ile parlayan gözler, ilan ve internet araştırması ve özellikle okul binasına duyulan sempati, Boğaziçi mezunu birkaç arkadaşdan "ben de görüştüm çok pahalı o okul " cümleleri ile kararsa da şansımızı deneyelime karar verdik.. hatta şans bu işte Emir'in geçen süre içerisinde sıklıkla uğradığı berberde o eğitimciyi tekrar görmemiş olması ama bu olayı takip eden süreçde tekrar karşılaşmaları, hemen organize edilen ilk görüşme, okula bayılan anne, verilen karar, ödenen para ve ikinci bir başlangıç.. meğer Adem Baba'ya her gelişte ne güzel bina, ne güzel bahçe diye önünden geçtiğimiz bina kızımızın okulu olacakmış.. 1902 yapımı bina öyle güzelki beni kendi lisemin yüksek duvarlarına, mermer merdivenlerine ve güzel geçmişine götürdü.. çok etkilendim.. yüksek duvarlardan, temizlikden, herşeyin minikler için düşünülmüş olmasından, koskocaman bahçeden, bahçede ekme dikme imkanı olmasından,bahçe içindeki ahşap atölyesinden, bir mahallenin içinde yerleşik olmasından, sınıflardan, müdürden, eğitimcilerin işine hakim tavırlarından, çalışanların temizliği ve hayatı kolaylaştırmak için varız mesajından ve ilk fırsatta tanıdığım velilerden, gördüğüm minik minik öğrencilerden çok etkilendim ve bizim kuzu o gün bugün bir küçük BÜMED MEÇ 'li.. ilk yılın sonunda kelime hazinesine inanamadığımız, nasıl doğru yerde nasıl doğru kelimeler kullandığına hayretler içinde kaldığımız, her konuda bir fikri, mutlaka tercihi ve neticede bir kararı olan, herşeyden önemlisi soru soran, merak eden, düzeni, kuralı bilen, paylaşmayı dilinden düşürmeyen, arkadaşları ile sosyalleşen, kendisi ile ilgili sorulan özel sorulara verdiği doğru cevaplar ile nasıl da herşeyin farkında olduğunu anlatan, hiç beklemediğin bir anda, ama kesinlikle doğru noktada sözleri ile mesaj veren ingilizce bir şarkıyı mırıldanmaya başlar şekilde büyüyen bir küçük insanın anne ve babasıyız.. ne mutlu bize.. evet emek veriyoruz ama geri aldığımız ile de çok mutluyuz..

en sevdiği şey kitap okumak..


maymunluk yapmak

elleri yıkamak çok önemli

anneler günü için elleri ile çiçek ekiyorlar


fidanlık gezisi

paramı verir fidemi alırım



okul bahçesine dikerim

ne çok pasta yaptılar tüm yıl

ve faaliyet..

ahşap işleri



having fun with Mr Irving

önce kokla sonra kolye yap





servis sohbeti
senenin flaş haberi.. Mira ve Baran
yakalandık mı ne?
herşeyimi kendim giyinebilirim
ayrılmaz ikili Yakamoz ve Mira
yine Baran..hep Baran..
boyadığım yumurtayı bahçede buldum..
kızkıza muhabbet
şu bahçenin dili olsa da konuşsa..
beraber çok eğleniyoruz..


ayrılmaz ikili el ele
ilk okul gezisi

bu sefer hazırlıklar babalar günü için..


8 Temmuz 2012 Pazar

güncelimiz..yakın geçmişimiz..

pek tembel oldum.. ama hakkımı yememeli biraz da youğunluk ve vakitsizlik kurbanıyım.. neler oldu?.. kuzu 3 yaşında oldu.. üçe yakındı bezden kesildi.. bayram edilecek bir başarı diyemem ama nerede hata yaptığımı çok iyi bildiğim için bu konuda yavruyu veya başkasını değil hep kendimi suçladım durdum..neyse artık rahatız..aslında şu sıcaklarda o rahat diye biz daha rahatız.. kutlu doğum haftası gibi haziranı bitirdik.. kısa iki tatil yaptık.. nisanda cundaya, mayıs sonunda kıbrısa gittik.. okul bitti geçtiğimiz hafta.. sene sonu gösterisi, okulda doğumgünü, eş dost ahbapla doğum günü, baba ile okul bahçesinde kamp falan derken faal günleri tamamladık.. yakın geçmişe kısa bir dönüş bu postun konusu olsun.. okul ve okul günleri biraz daha detay hakediyor, onu ayrı yazacağım.. özel günler geçtik, anneler günü, babalar günü, benim ve miranın doğumgünü, evlilik yıldönümümüz, okulda yılsonu gösterisi vs.. anneler gününde eve güzel bir çiçek ile geldi Mira.. kendi elleri ile dikmiş.. çok güzel halen pespembe çiçekleri ile mutfağımızda.. babalar gününde babaya elleri ile yaptığı tesbihi getirdi üzerinde kartı ile.. paskalyada önce yumurtaları boyadılar, bahçeye sakladılar, sonra bulup sepetlerine atıp eve taşıdılar.. okulda doğumgününü kutladık.. pastasını yaptılar arkadaşları ile ve t-shirt boyadılar.. bu sene doğumgününü yine geçen sene kutladığımız korupark istanbulda yaptık.. yine çok keyifli geçti.. yılsonu gösterisi bombaydı..
bunu okul postunda yazacağım.. tatiller de ayrı bir postun konusu olsun.. yazacak çok, vakit yok..

8 Haziran 2012 Cuma

3..3...3...........3......gerçekten 3

Güzel kızım, minik kuzum, akıllı, olgun bebeğim, benim bir tanem.. tam 3 sene önce bu saatler.. karnımda kıpır kıpırsın.. önceki gün mobilyaları kurulan odanda, yeni mobilya kokusuna karışan sabun kokusu içinde oturuyorum.. elim karnımın üstünde.. karnım füze gibi.. şişim, kocamanım, zor hareket ediyorum, pır pır heyecanlı, kıpır kıpır ve karışığım.. hem istiyorum hem istemiyorum seni doğurmayı.. sen karnımdan çıkınca içeride olup hareket etmeni özleyeceğim için, bu duyguyu bir daha yaşayamayacağım için.. iki vücudu kabul edemeden tek vücutluğa son vermek istemediğim için.. kimbilir belki biraz da korktuğum için.. sonra, sonra, saatler sonra..sen koynumdasın, mis kokunla, yumuşacık yanağın yanağımda.. şimdi ANNE mi oldum ben.. şaşkın, mutlu, gururlu, bambaşka ..sanki dünyalar yaratmış gibi..haşa..sadece mutluluk sarhoşu.. bugün gibi, şu an gibi, iki saniye önce gibi, sana ilk dokunuşum.. mışıl mışıl uyuyorsun şu anda odanda.. az önce girdim odana, o kırmızı koltuğa oturdum aynı üç sene önceki gibi.. kokunu kokladım, nefesini dinledim, huzurla, gururla, mutlulukla.. iyi ki varsın, sen yokken ben nasıl eksik, nasıl yarımmışım.. Allahıma çok şükür seni bana verdiği için..seni çok seviyorum, canımın içisin benim.. birtanem.. MİRA'M..

17 Mart 2012 Cumartesi

bir tutam saç..

hadi Mira'cım osman abi senin saçını da biraz kessin, hadi Mira'cım bak babanın saçını da düzeltiyor ünal abi, ama çok güzel olacaksın dedik durduk ama Miracık nuh dedi peygamber demedi, ta ki.... ta ki Alım Çocuk Kuaförüne gidene kadar.. evet evet.. saçımızdan ilk tutam kesildi, anı kalsın takıntılı anne ve teyzenin hayal sınırlarını zorlar şekilde sertifikalandı ve anılar köşesinde yerini aldı.. Miracık mı? o gün bugün parka gitmek istiyor musun Mira? sorusunun cevabı; hayyıııyyy. ben tekyay abiye gitmek istiyoyum.. saçımı kestiymek istiyoyum.. oyun oynamak istiyoyum..

10 Mart 2012 Cumartesi

Merak Eden Çocuk'da ilk Merak Eden Veli günü..


Bugün Mira'nın yeni okulunda ilk Merak Eden Veli toplantısına katıldım, çok keyifli geçti.. oldukca kalabalık bir veli ve aday veli topluluğu olarak önce bir danışmanlık firmasının sunumunu dinledik, konu merak, merak eden ve neticede soru soran çocuk başlığında toplandı, çocuğun soru sormasını sağlamanın aslında bizlerin elinde olduğunu dinledik, evde sütü dökmenin dahi üzerine pek çok soru üretilebilecek bir olay olduğunu örnekleriyle dinledik.. sonra kitap okumanın önemine değinildi,dünyadan çok okuyan ülke örnekleri bunun öğrenme güdüsünü nasıl tetiklediği, merakın aslında bilgi ihtiyacının farkındalığı ile oluşup sorular ile beslendiğini yaşayan yaşamayan pek çok tanınmış kişinin hayatından örnekler ile dinledik,
toplantının ikinci yarısında tüm dinleyicilerin gruplara ayrılarak ortak olduğu bir çalıştay ile kendimize verilen sorular için hazırladığımız cevapları grup sözcüleri sundu, ben de bir gruba sözcülük yaptım.. konu olimpiyatlar ve maraton koşusu idi, öncelikle ne biliyoruz, sonra ne bilmek istiyoruz konu başlıklarında gelişen çalışmanın sonunda pek çok yeni bilgi dağarcığımıza eklendi, örneğin maratonun neden 42.195 m olarak koşulduğu vs..
Mira adına aldığım ev ödevi ise beraber okuma seansları yanında, rol model olarak onun gözü önünde kitap okumak, bu anlamda kendimize ayırdığımız zamanı onun uyku saatlerine rastlatmamak, onun mümkün olduğu kadar çok kitap karıştırmasını sağlamak ve hepsinden öte soru sorması için zemini oluşturup, kendi sorularımız ile onu destekleyip karşılıklı olarak bıkkınlık oluşturmayacak limitte merak ve neticede soru ve cevap dolu bir ortam yaratmak..

2 Mart 2012 Cuma

Yeni tur yeni şans..

Miracık bugün itibariyle resmi olarak Merak Eden Çocuk Anaokulu öğrencisi.. Ekimde başlayan okul serüvenimize, hızla soğuyan havalar ve yaka silktiren bir öksürük nedeniyle ocak ve şubat aylarında ara vermiştik.. bugün itibariyle ise hızlı bir dönüş yapmış durumdayız.. bizim yer cücesi okulu özlemiş gözüküyor, evde yapmış olduğu maymunluklara da okulda devam etmeyi planlıyor..

10 Şubat 2012 Cuma

Biz de kartopu oynadık..




sabah bembeyaz bir istanbula uyanınca önce bir dışarı çıkıp havayı kokladım,baktım yumuşak ve pamuk şekeri beyazlık ve çok soğuk olmayan bir hava var.. hemen eve dönüp Mira hanımı sıkı sıkı giydirip beraber bahçeye çıktık.. Mira önce klasik tepkisi ile kardan uzaklaşmak isterken baktı ki ben pek bir keyifli koşturuyorum beyazın üzerinde.. baktım yavaş yavaş cesaret buluyor.. " ben de kaytopu oynuyoo isii.." diyerek attı kendini bahçeye, beraber koştuk, oynadık, bahçemizin köpeği garip'i salladığımız ağaç dallarının altında bembeyaz yaptık, karlara yattık, bahçede gelmiş geçmiş en çatık kaşlı ve büyük bülüşlü kardan adamı, evimize götürüp klima üzerine cam önüne yerleştirmek üzere ise kardan kadın uzaylı zekiyeyi yaptık.. bir saatin sonunda bahçeden çıkmak istemeyen Mira'cığımı kucaklayıp onlar eve ben işe modeli başladık güne..

29 Ocak 2012 Pazar

Mira'dan inciler..



Mira'cım bak ne güzel kar yağıyor, çıkıp biraz kar oynayalım mı?
hayığğ..hij şevmem..
aa neden sevmiyorsun karı?
çüngü çog ışlak kuyuşuuunn şonaa oynayım..

aaa anne ayıcığııı unuttum..
tamam gidip bulalım..
ayıcıg yeeeeeğğdeşin?? ayıcıg yeeeeğğğdeşiiinn? işş buğğdaa..

Miracım hadi parka gidiyoruz..
giyinmemek için inatlaşan Mira'dan cevap.. ben evde kalıı isii şen kendin git..

parkda sincapları besliyoruz.. anne tekyay mındık isi.. fıstıkları alıp sincap görmek için yeşilliklere koşarken... kimkaaa yeğdeşiiiin?

akşam evde kah dans edip kah saklambaç oynuyoruz..
anne koooşşş.. emiğğğ baba şen de koşş.. ben önden koşi issii.. bir yandan şarkı söylememe kızarak; şen şuuuşş şadce koooşşş...

arabaya biner binmez başlayan komutlar;
anne anne şağkı isiii.. ajda pekkan cd sinden sıkılınca; anneee kimka şağkı isiii.. ( penguen oyununun cd si)

salatanın kırmızı biberlerini özenle ayırırken; ben de bibeyy yiyi isiii..

kahvaltı ediyoruz.. ben epmek isi..ben de peyniiy isi.. yumurtanın sarısını yedirmeye çalışınca Mira itiraz ediyor.. ben bunu hij şevmem.. beyazı afiyetle mideye indirirken; ben buğnu şeveyim..

anne çooğğbayı çıkaa.. ( çoraplarını çıkartmaya çalışıyor )

gece yatakta uyumaya çalışıyor.. anne güneş uyuşun uyanşın şonaa pağka gidii.. güneş doğsun gündüz olsun parka gidelim demeye çalışıyor..

teyzeye bir oyuncak göstermeye çalışıyor... teyziiiii baattt..teyziii battt...

telefonda anneannesi ile konuşuyor.. ependim anane?

telefonda ayfer teyzem ile konuşmuş vedalaşıyor.. aper teyzee hoşcağğ göğüşüyüüzz.. iyi bağyaa.. ( ayfer teyze hoşcakal görüşürüz iyi bayramlar.. iyi bayramlar Mira için vedalaşma cümlesi.. aksini henüz kabul ettiremedik..)

müge ablası büdüğğ abla,
mine ablası minii abla,

evdeki bakıcı ablası sabah takılıyor mira'ya.. Mira abla uyandın mı? bana miya abla deme, miya de..

meme emmek istiyor.. annee memeee.. tamam Miracım ama ısırmak yok.. tamam oğdu şadce emiiiğğ..ışığğğ yok.. şadce emiiğğ.. eminmisin son kararın mı cızırtılarıma cevaben.. eved şon kayay..

arabaya koltuğuna oturttum, yolumuz uzun, trafiğin yoğun olması mümkün, o nedenle DVD playerini yerine takmaya çalışıyorum, Mira sabırsız hadi artık aç modunda, bu arada cihazı koltuk başlığına taktığımız aparatın kenarı kopmuş biraz yerleştirmek gerekiyor ben bunu da yapayım açayım derken iyicene sabırsızlanan küçük hanımdan soru ; anne ne yapmağa çalişiyoşuunnn??? anne şok!!!!!!!!

anneye babaya herfırsatta yaptığı uyarı anneee şen yanlış yaptın.. emiğğ baba şen yanlış söyledin..

22 Ocak 2012 Pazar

Haftasonları İstanbul'da nerelere gidiyoruz.. -1

Mira 10 aylıkken Gymboree ye ilk kez kayıt yaptırmıştık, henüz yürümezken emekleyerek oyun parkında dolaşmak, davula vurarak merhaba şarkısını söylemek çok hoşuna gitmişti, henüz sosyalleşmek anlamında bir deneyimi olmayan ufaklıklar kendi kendilerine kimi zaman birbirlerini taklit ederek, birinin bıraktığını biri alarak ama arkadaş olmayı bilemeden oynarlardı.. ilerleyen zamanda Mira yürüdükten sonra hızlanan oyun dersine ek olarak Gymboree de müzik ve resim gruplarına da katılmıştık, değişik pek çok adresinde.. bir faaliyet olması dışında biraz fazla ticari bakan bir işletme olması nedeniyle kişisel iletişim çok önem kazanmıştı deneyimimizde, hatta evimizden yürüme mesafesi ulus şubeyi bırakıp bir kış her cumartesi kemerburgaz şubesine gitmemizin nedeni işte bu ticari bakışın içinde yakalayabildiğimiz samimi iletişim idi.. bir dönem denediğimiz My Gym'e ve hafta içine kayan Gymboree seanslarına ek olarak geçen kış bir dönem, sevgili Yapıncak tarafından düzenlenen Music Together'a devam ettik ailecek, bütün bir kış, her cumartesi.. buyrun okuyun...
Music Together bir amerikan sistemi, çok basit olarak ailecek şarkı söyleyip eğlenirken aslında çocuğun ritm duygusunu oluşturmayı ve müziği sevmesini sağlamayı hedefleyen bir uygulama.. her dönemin bir konsepti var, program başında o dönem şarkılarını içeren iki adet cd veriliyor size, biri ev biri araba için, amaç şarkıları hızlıcana ezberleyebilmek, çünkü derste kayıttan değil kendi yaptığınız müzik ile çalışıyorsunuz.. şarkılar Türkçe uydurulmuş sözlerle veya ingilizce söyleniyor.. sistem güzel ancak samimi fikrim biraz daha sarıp sarmalayıcı ve konfor verici düşünülebilir, yuvarlak halı etrafında toplanmak az eşya ve yalın ortam bir standart ok ama örneğin havalandırması sağlıklı sağlansa, en basiti bir su sebili konulsa bir köşeye orada geçen vakit çok daha keyifli olur,fayda maliyet analizinde ibre sadece müzik ve sıcak iletişim tarafında kalmaz.. hatta geçen sene tüm ülkelerin katılımı ile bizlerin yolladığı amatör çekimlerden oluşturulan filme kendini ve ismimizi taşıyarak bizi sevindirmişti Mira, kabul Harvard'a kabul edilmedi ama insan pek çok ülke çekimi arasında kendi evini ve yavrusunu görünce, kendinin hopppaaa diye cırıldayan sesini duyunca, bir de ismini ve ülkesini hem de en başta okuyunca heyecanlanıyor haliyle..
linki burada..
devamı ve şimdilerde ne yaptığımız ise bir dahaki yazıya..