25 Aralık 2010 Cumartesi

bir partiden diğerine koşarken..


Bu sene büyük ve karlı ağacı çıkartmaya yeltenmedik bile, önce bu sene hiç süs yapmayacağım dedim, dedim de etrafta ağaçları gördükçe duramadım.. dün Mira'nın boyu kadar bir çamı 4 liraya, üzerine yutulamayacak büyüklükte topları da 5 liraya alıp bir torba mal ile geldim eve, babasıyla ağacın başına geçtiler,

baba asar Mira çıkarır, baba tekrar takar Mira tekrar çıkarır, arada diğer yılbaşı levazımatları ile maymunluk yapar modunda bir akşam geçirdik bugünkü partiye hazırlık yaptık..
son günlerde bol bol yılbaşı partisi daveti aldı Mira'cığım.. Yazmıştım sanırım Mira artık hafta içi pazartesi ve cuma günleri sabah 09.00-11.00 arası British School da Little Pinecones oyun grubuna katılıyor, pek çok yabancı yaşıtı ile oyunlar oynuyor, şarkılar söylüyor, dersler ingilizce de olsa vücut dili tek, hepsi çocuk, kah paylaşan, kah itişen ama hiç kötülük planlamayan, ilk arkadaşı kendisinden bir kaç ay büyük bir japon kızı, dünya tatlısı bir çekik, işte şu koala giysili Mira'dan kaçarak uzaklaşan cimcime..
ışıltılı boyaları avuçlamaya koşuyor, Mira'ya hiç uymaz zira ellerinde yapışıklık, ıslaklık vs..hiçbirşeye tahammülü yok bizim cadının..
işte böyle bildiğiniz okullu olduk anlayacağınız.. ve hatta pazartesi stresi de mevcut, ilk başlamayı planladığımız pazartesi maaile uyuyakalarak dersi kaçırmayı dahi becerdik, son on senedir uyuyakalmışlığım yoktur muhtemelen..Mira' cık bir dersi de bu yolla kaçırınca okula başlamamız ile tatile başlamamız bir oldu, ikinci gün tatil öncesi son dersti ve dersin konusu yılbaşı partisi idi..
derse Miracık giyinip süslenerek hazırlansa da anne için ödev ağırdı ve gece üçde yatmayı başararak açılışı yaptı.. önceki ders parti için tüm annelerin yiyecek birşeyler getirmeleri istenince kendini bilmez Âlâ'nın aklına yılbaşı kurabiyesi yapmak düştü, son seyahatten alınmış yılbaşı kalıpları ve rengarenk bisküvi boyaları bugün kullanılmayacak da ne gün kullanılacaktı..
..ancak Mira'nın uyuması için beraber yatılınca daha yastığa beş santim var iken uyuyakalınacağı ve onikide uyanılacağı, glazürün istendiği gibi olmayacağı, ve Mira'nın tam üç kere feryat figan uyanacağı ve memmmmiiiiisiz uyumayacağıhiç hesapta yoktu.. netice mi herşey süperdi, yiyecekler, çocuklar, anneler ve tabiki bizim kuzu..oynadılar, diğerleri yedi içti, Mira seyretti, şarkılar söylediler.." the wheels on the bus go round and round.."
Noel baba geldi, çoğu çocuk ağlayıp kaçtı bizimki ilk önce koştu kucağa oturdu, hayretler içinde seyretti ve hediyeyi kaptı..
Bugün ise Gymboreenin partisi vardı, Mira 10 aylık olduğundan beri gidiyoruz, yazmıştım önceden, önce oyun ile başladık, ekimde müziğe başladık Kemerburgaz şubede, şu anda Ulus da oyuna, Kemerburgaz da müziğe devam ediyoruz, neden iki okul, çünkü Ulus şube neredeyse yürüme mesafesinde ve haftaiçi ablası ile gidebiliyor, Kemerburgaz ise elektriği çok güzel bir merkez, allah için Ulus da aynı havayı bulamadık ilk önce orada hatta 4. Leventten taşınmadan önce başlamış olduğumuz halde.. Kemerburgaz da Sevgi ablamız var, işte şöyle bir sevgi yumağı vaziyetindeler Mira ile..tabi hangi merkezde yılbaşı partisine katılacağımızı da az değil hiç düşündük ve düştük yollara, Leventten Kemerburgaz'a..işte şöyle konsepte uygun bir giysi ile..
önce resim sınıfı, bir taç yaptı Mira kardan adamlı, simli..
sonra da kurabiyeler boyanmalıydı ama Mira bu arada odadaki Gymboyu farkedince boyamak, iplerini takıp kurabiyeleri kurumaya bırakmak anneye düştü..
sonra oyunlar, müzik, noel baba, yine hediye, balonlar, yiyecekler tabi yiyenlere Mira'ya değil, sonunda oyun odasından en son Mira çıktı hem de hiç istemeyerek.. işte şöyle birkaç kare..

21 Aralık 2010 Salı

iyi mi yoksa kötümü yaptık bilmem..

Mira'nın mobilitesinin artması ile beraber, yani sanırım geçtiğimiz Haziran filandı, evin içide onu korumak için önlemler almamız gerektiğine karar verdik, en başta meraklı bir çocuk Mira, çok muhtemel her çocuk gibi.. fişler, çekmeceler, dolaplar ilgisinden ve merakından nasibini alıyor. Bir de o el çabukluğu ile birleşince bazen sen daha boş boş bakarken o hedefe ulaşmış oluyor.. Mira geç yürüdü, neye göre diyeceksiniz ne biliyim takip ettiğim bloglar, okuduklarım vs.. temkinli olmasının bence bunda payı çok, çok düşüp kalkmadan da yürüdü gitti kuzucuk.. ama emeklediği ilk günden itibaren bir yerden bir yere ulaşabilmenin sevinci ve heyecanı ile turladı durdu evin içinde, daha da çok salonda.. orta sehpanın çekmecelerinin çekilmesine gücü yetmezken iyiydi, çoğu gün salondan antreye çıkılan iki küçük basamağa geldi durdu.. orada kaldı, gözümüz üzerinde falan deyip idare ettik, ta ki o basamakları tırmanmaya çalıştığı ya da çekmeceleri çekip o lokum parmaklara tehlikeler yaşatmaya başlaması ile ne yapsak diye başladık düşünmeye.. önce birkaç arkadaşa sorduk, farklı tecrübeler dinledik.. Ikea'nın ürünlerini filan gözden geçirdik ama baktık hiç tecrübemiz olmayan bu konuda tamamdır deyip içimiz rahat işe gitmek üzere eşikten geçemeyeceğiz, bir arkadaşımın önerdiği Kids safe-t firmasından randevu aldım, hatta firmanın adı daha sonra Park Zone olarak değişti, şirket öncelikle bir ekspertiz yapıyor bunun için o tarihte 75 TL alıyorlardı, evinizi incelikle dolaşıp çözüm bulacakları, bulamayacakları tüm tehlikeleri ve önerilerini aktarıyorlar, sonrasında kendi çözüm yöntemleri ile size bir teklif hazırlıyorlar, bu teklif malzeme, montaj herşey dahil, siz sizin için neler önemli ise bütçenizi de kollayarak bir onay verebilirsiniz, herşeyi isteyebilirsiniz, hiçbirşey istemeyebilirsiniz, kendi çözümünüzü bulabilirsiniz, Ikea'dan alırım, kendim de takarım, bütçemi de kollarım modeli, ya da du bakalım başladık şu işe tam olsun modeli, ya da bu olsun bu olmasın modeli.. biz üçüncü modeli seçtik bazı teklifleri kabul etmedik, Pekcan bey evi dolaşırken çalışmayı mekan mekan toparladık, örneğin salonda DVD ve Digitürk için koruyucu önerdi, biz bunu eledik ne gerek var yok artık diyerek, sonra günün birinde dizilerin en heyecanlı yerinde kırmızı çerçevede " kartı takın lütfen " mesajını göre göre yok olmayacak deyip ek sipariş verdik, tabi her olmasın da bu neticeye varmadık, hatta kimi önerileri halen yapmadık da örneğin perde, stor indirme kaldırma zamazingosu adı nedir bilmem son yıllarda çocuk ölümlerine neden oluyormuş Amerikada, Pekcan bey bu uzun parçaları duvarda yüksekte tutturmamızı önerdi, yapmadık çünkü köy odası vari bir görüntü yarattı bu teklif, ya da sandalyelerin ayaklarına yeri tutan parçalar yapıştırın dedi biz yapmadık ama bunlar biraz da ufak tefek kaldı.
Biz salonumuzdaki kot farkı için bulunan iki basamağı kapatan ve Miranın o basamaklardan kafa üstü düşmesini engelleyen bir koruma kapısı yaptırdık, işte şöyle;

tüm sehba yan keskin birleşme hatları yumuşak plastik bir çeşit bant ile kaplandı, ağzı, burnu, başı vurursa hafif atlatılsın diye,aynı malzemeyi salonun bir yüzünde tavandan yere cam olan duvar kenarı yükseklik için de önerdi Pekcan bey ama biz onu da biraz fuzuli bulduk.Tüm sehba çekmecelerine kilitli bantlar, tüm büfe kapaklarına içten kilitler takıldı. DVD ve Digitürk koruyucu yukarıda anlattığım gibi sonradan takıldı.
Evin tüm pencerelerine, yana doğru açılan mutfak penceresi hariç, kilitler takıldı, Sündüz her temizlikde " bunlağ çok serd benüm gittüğüm evde hepiciğini ben açıveryom " diye söylenedursun ben çok mutluyum, hele arkadaşlarımın çocuklarının iphone, çelik tencere falan attıklarını düşündükçe camdan dışarı, en başta küçük kuzuyu, sonra dışarıdaki canlıları koruyor olmak rahatlatıcı..

Benim en çok korktuğum salondaki tavandan tabana camın alt bölümünü Pekcan bey hiç tehlikeli görmedi, çift cam olduğu için çok kafaya takıyorsam koruyucu film takarız ama bence ona da hiç gerek yok deyince ben de üstelemedim, neticede uzman olan ben değilim..
gelelim mutfağa.. o zamanlar Mira'nın mutfak ile hiç alakası yoktu ama biz önlemleri aldık tabiki, mutfak kapısına koruma kapısı öncelikli tercihimiz oldu, zira mutfakta bazı dolaplar sistemleri itibariyle koruma mekanizması takılmasına uygun değildi, ocak bariyeri, takılabilen dolaplara koruma mandalları takıldı, ancak girişi engelleyen kapı zaten ilk adımda koruyucu oluyor.
Kabul minik kuzunun istediği gibi evi turlayamaması kötü ama ben evde olduğum zamanlar tüm kapıları açıyorum dilediği gibi dolaşıp hevesini alsın diye, çünkü gelip parmaklıklara dayanmasını seyretmek hiç hoşuma gitmiyor, bu yazının başlığı da bu ruh hali ile yazıldı, cimcime bir de mahzun bir bakış takınıyorki, insanın içi acıyor.. ama herşey lokumu korumak için.
Antredeki dolap deprem güvenliği olarak duvara çivilendi, Mira'nın dolabını zaten daha önce çiviletmiştik, Mira'nın ulaşabileceği tüm fişlere koruma takıldı, ayrıca kapıların hem kapanmasını, hem de kapanırken arka tarafında parmak sıkışmasını engellemek için kapı aralarına takılan parçalardan aldık, evdeki iç kapı sayısı kadar..


Banyoda klozet kilidi ve dolaplara kilitler takıldı, yatak odamızda yatağın yan keskin kenarına yine yumuşak bantlar yapıştırıldı.
Mira altı aylık olduğundan beri bizimle beraber yatıyor, yatakta yalnızken onu korumaya almak zor oluyordu, onun için de bir yatak bariyeri aldık, sökülüp takılabiliyor, bütün yaz da evimizin dışında kaldığımız heryere onu taşıdık parçalayarak, acaip kullanışlı bir parça, kolaylıkla monte ediliyor ve yatak ile somya, baza vs..arasına yerleştiriliyor, işte şöyle birşey..


neticede önce Allaha sonra bize emanet kuzucuk, buna inanmak gerek ama tedbiri de elden bırakmamak gerek..
söz kuzucuğum sen kendini korumayı öğrendiğinde biz önünden tüm engelleri kaldıracağız, bir de şimdiden haşat olan orta sehpayı ve tüm üzerine bant yapışmış mobilyaları cilaya yollayacağız..

19 Aralık 2010 Pazar

bugünlerde bizim evde...


bugünlerde bizim evde tuvalete " otuuğğğ.." modası var. Çok oldu belki iki ay Mira'ya tuvalet alalı, işte şöyle bişi..
ilk başlarda salonda biraz oturdu, kıyafetleri ile, sonra benim İngiltere de olduğum hafta antrede boş boş bekleyen sandalyemizi dönüşte ideal kullanıma sunduk.. ilk denememiz tam bir başarı idi.. yüzünde bir sıkıntı fark edince Mira'cım kaka mı var? soruma " kaka.." tuvalete oturalımmı soruma da " otuğğğ " cevabını alınca hemen oturduk tuvalete.. o da ne hem küçük hem büyük:)) tarihler 4 aralık nurturia daki anı defterine şöyle yansımış olay sonraları sıkmadan, zorlamadan, ısrar etmeden devam etmeye başladık.. leyla hergün deftere saatleri yazıyor ama metabolizmanın bir sırası yok ya da biz henüz sayı dizisini çözemedik.. neyin ne kadar arkasından ne geliyor.. yavaş yavaş diyoruz.. kimi zaman bezine kimi zaman tuvalete geçinip gidiyoruz.. Mira geç yürüdüğü için tuvalet eğitimi konusuna istediğim gibi eğilemedim ama umuyorumki fazla zorlanmayacağız.. bu arada otururken okumak, altından çıkan bezi çöpe attırmak, yanında mutlaka birinin daha oturmasını ve hatta onun da okumasını istemek, malzemenin tuvalete dökülmesini, el sallayarak sifona basarak izlemek seramoninin değişmez adımları.. ve hatta bu anlar elektronik alımı gibi kritik kararlar için de kullanılabiliyor..:))

8 Aralık 2010 Çarşamba

18 ay biterken:)


ilk sene her ayı kutlamıştık, pastalı mumlu.. ve her ay dönümü için mutlaka bir fotoğrafımız vardı, bir yaşdan sonra boşladık.. ben kendimce herkeslere haberler salmaya devam ettim tabi, bugün 11 aylık olduk, 13 aylık, 15 derken dün tam 18 aylık oldu Miramız.. artık 1,5 yaşında..
durum ne mi? yürüyoruz, ufak ufak tuvalet kullanıyoruz, kilomuz normalde, boyumuz az biraz normalin üstünde, çooook konuşuyoruz, herşeyi tekrarlıyoruz, üç hece falan affetmiyoruz, meme halen vazgeçilmezimiz, müziği çok seviyoruz, melodileri çok güzel yakalayıp güzel güzel şarkılar söylüyoruz, " daha dün annemizin.." müziği ilk göz ağrımız.. gymboreenin müzik dersinin ilk dönemini başarı ile bitirdik, yarın british schoolun oyun grubuna başlıyoruz, bunun için 18 aylık olmayı bekliyorduk, hayvanları kedi, köpek, kuş çok seviyoruz.. köyk, keyt ve kağga şeklinde.. canımız ne isterse gayet rahat ifade ediyor ve yaptırana kadar tekrarlıyoruz, ini, açi, okuğğ, kitap çok seviyoruz, bol bol kitap çeviriyoruz, anneyi en çok düşündüren halen sert yemek konusunda tepkiliyiz, hemen çıkartıyoruz, çiğnemeye alıştırmamız lazım Miracığı ama çok tepki gösteriyoruz:( artık günde bir sefer uzun uyku ve deliksiz gece uykusu ile dinlenmemiz için yeterli uyuyoruz.. ilk ayrılış sonrası annii den ayrılmak konusunda tepkili ve endişeli.. ama anni ve bağba yanındayken değme keyfine.. annanne, teyziii, ablağğğ canı isteyince dökülüveriyor dilinden.. işte böyle, 18 aylık oldum kutlamasından teyziiinin çektiği mugunun eşlik ettiği birkaç kare yukarıda..

6 Aralık 2010 Pazartesi

O mavi dosya..

Hiç niyetim yoktu eskilere dalmaya.. sadece pasaportumu arıyordum daha yeni geldim nerede olabilirki?.. yoksa duty freede alışveriş ederken bıraktımmı kasada, Mira'ya kavuşacak olma heyecanı ile.. yooo gördüm sanki sonra çantamda.. tüh yarına da yenisi için randevumuz var şu gözdemi acaba derken pat diye elime geldi o mavi dosya..
başta özenle dosyalanan evraklar sonlara doğru biraz özensiz belki isteksiz belki bıkkın belki üzgün bir ruh hali ile hatta delinmeden üstünkörü dizilmiş.. bir tahlille başlıyor, başkaları ile devam ediyor, arada komut sayfaları.. " günde iki kere şundan, beş gün günde iki sefer bundan, dinlenin, dinlenmek hareketleri kısıtlayıp sürekli yatmak değil, mümkün olduğunca günlük hayatınıza devam edin.."

Mustafa Bahçeci'nin kartı düştü içinden, ilk tanıştığımız günü hatırladım, " iğneyi istersen ayak başparmağından yap Âlâ, hiç farketmez, ama rahat ol, bak bu çok farkeder " deyişi..
Nişantaşı'ndaki o klinik şimdi Fulya'da, eminim tek değişiklik bu, yine dolup taşıyordur hergün.. umutlar, hayaller, hayalkırıklıkları, sevinçler.. ben en üzüntülü günlerimi de en büyük sevinçlerimi de orada yaşadım, 2 haziran 2008, hayatımda unutmayacağım doğumgünüm, içimdeki o minik kese cansız da olsa onu vermeyi hiç istememiştim, gözlerimden sicim gibi yaşlar akarken Mustafa bey elimi tutmuştu yine, "unut herşeyi kendini rahat bırak, tatil yap, dinlen, hiçbirşey düşünme, toparlan, vücudun toparlansın ve tekrar gel " diyerek.. her transferde ben o masada öylece yatarken elimi tutup "dua et Âlâ, güzel şeyler düşün " derken olduğu gibi gözlerimin tam içine bakarak.. kliniğe bir sonraki gelişimin içimdeki minicik kalp seslerini duymak için olacağını bilemezdim tabiki o gün.. Bora beyin dediği gibi bir efsane olup anlatılacağımı, herkese umut vermek için güzel bir hikaye olacağımızı kızımla beraber, bilemezdim tabi, o masada mutsuz yatarken..
çok şükür, Allahıma çok şükür, meğer buna ne çok ihtiyacım varmış, içimi nasıl güzel bir duygu kapladı her şükür deyişimle, daha üste koydum bu defa o mavi dosyayı, karşıma daha sık çıksın, hep düşüneyim, hep şükredeyim, işe şuna buna canımı sıkıp üzülmeyeyim, hayatta en önemlinin ne olduğunu biliyorum da daha sık hatırlayayım diye.. kapattım çekmeceyi, iç huzurunu bulmuş olarak ama pasaportu bulamadan:))

5 Aralık 2010 Pazar

sirke gittik..



ben hiç sirke gitmemiştim, bugüne kadar..hiç de ilgimi çekmemişti..geçenlerde Zeynep söyleyene kadar.. gündüz Emire söyledim, canım babam bayılırdı televizyondan sirk programlarını seyretmeye, uzun uzun seyrederdi, hep pazarları olurdu, ben hiç sevmezdim, hala da sevmem akrobasi,top atan tutan adamlar, hele palyaçodan.. nefret ederim.. hiç aklımda yoktu geçenlerde Zeynep dediki Ada'yı Medrano'ya götürmek istiyorum, beraber götürelimmi diye.. o zaman düşündüm Mira'ya değişik gelirmi acaba diye? Zeynep'ler ile uyuşmadı program ama biz bugün için aldık biletleri..beklediğimden ilgili seyretti Mira, aradabir biraz mızıdı ama geneli uyumluydu.. ama ben biraz burulmuş çıktım, birdaha gidermiyim bilmem, Mira'yı götürürmüyüm onu hiç bilmem.. bu kadar hayvan seven kızım gitmek istermi onu da bilmem.. acıdım.. başta hayvanlara, özünden uzaklaşmış, bir parça şeker için türlü şaklabanlık yapan zavallı hayvanlara,o eski model insanlara, evini barkını bırakmış bir kasaba taşıyan onlarca karavanlarda bir hayat süren orada yaşlandığı belli emektarlara ve yaşlanacağı belli genç insanlara..o alabildiğince parıltılı ama bir o kadar basit zevksiz kılıklar, ve hele o köhne koku var ya.. şu anda bildiğim şu..orada olup o zavallı durumu izlememeliydik.. allahtan Mira henüz bunu anlamıyor, sadece ışık, hayvan ve hareket vardı onun için.. büyüsün ve kendisi karar versin bir daha gidip gitmeyeceğine..
işte birkaç kare..