2014' e Berlin' de girdik.. Görmemiştim Berlin'i daha önce, beğendim hatta çok beğendim.. ışıl ışıl, pırıl pırıl, bol fişekli, biraz soğuk ama güzel bir araydı monoton günlük akışa.. işten uzak 6 gün, kuzu ile hepberaber, Müge ve Mine ile özlem gidererek, kuzunun ateşlenmesi ile ilk iki günü hafif endişeli ama genel olarak güzeldi.. Yeni umutlar, şu olsun, bu olmasınlar ile başladı yeni bir yıl.. herkesin gönlüne göre gelsin 2014..
yılbaşı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yılbaşı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4 Ocak 2014 Cumartesi
1 Ocak 2010 Cuma
Hoşgeldin 2010..
ah 2009 ne çok sevmiştim seni, hamileliğimin güzel günleri, canımın içi, birtanecik Mira'ma kavuşmam, artık anneyim ben demem, ama ah bir de babacığımı almasaydın benden.. bak nasıl daha da çok severdim seni.. ama seni kötü hatırlamam mümkün değil Mira'mla.. güle güle git, benim için bir kanadın kırık da olsa..
hoşgeldin 2010.. hiç kayıpsız hep kazançla, e neyapalım illaki olacak kayıpların cana gelmesin de mala gelsiniyle, elbette olacak dertlerin dermanlısıyla, e tabiki olacak hastalıkların şifalısıyla, güzelliklerle, güzel anılar, parlayan, gülen gözler, dişler, adımlar, sözcükler ile geç, kırıksız kanatların ile, göğsünü gere gere uç git günü geldiğinde..
12 Aralık 2009 Cumartesi
Ağacımızı süsledik..
<<



İstanbul Erkek Lisesinde okuyup Emirgan da oturduğumuz yıllardan aklımda kalan bir eğlencem var, hala çok net hatırlarım..
İstanbul Erkek - Emirgan ikilisi olduğuna göre ya hazırlık, ya orta birinci sınıftayım, yani 11, bilemedin 12 yaşımdayım.. sabah karanlıkta evden çıkıyoruz, canım babam, ablam ve ben.. ablam babamın yanına oturuyor,ben arkaya.. a bak şimdi ablam var ya, demekki sene 1980 veya sonrası yani hazırlıkda değilim, işte neyse enfazla 12 - 12,5 yaşımdayım..neredeyse 30 sene önce.. ama biraz sonra anlatacağım şeyin biraz da ayıp olduğunu bilecek yaştayım.. babam Kapalıçarşıdaki dükkanına giderken beni Cağaloğlu, İran Konsolosluğunun yanında bırakıyor, oradan yürüyorum okula,ablamı da Beyazıt'ta bırakıyor o da İktisat Fakültesinde okuyor, ben inerken ablam hep uyuyor, sadece babamı öpüyorum hoşcakal derken.. ben ablamdan farklı değilim aslında, Babıali nin başında açmışımdır çok çok gözümü.. evden çıkarken de annemi öperken allah rahatlık versin diyecek kadar uykuluyum çünkü..
işte bu uykulu çocuğun uykusunu açan birşey vardı, yılbaşı zamanı süslenen ve camlarda ışıl ışıl yanan çamlar.. Emirgan, Rumelihisar, Bebek, Arnavutköy, Kuruçeşme hattında o kadar çok evde çam süslenirdi ki, aslında bu semtlerde çok yabancı yaşardı, benim Alman öğretmenlerimin çoğu buralarda otururdu ve beş kişi toplanır hergün tek kişinin arabası ile gelirdi okula.. Alman usulu lafı almanların bu cimriliklerinden denmiş çok da doğru.. eşek yükü para alıp güzelim evlerde yaşarlardı memleketlerini bırakıp o zamanın Türkiye' sinde yaşadıkları için.. neyse konumuzun almanların cimriliği ile hiç alakası yok aslında, benim lafı uzatmam dışında..
neyse ben yılbaşı zamanı öyle çok severdimki neredeyse karanlıkda alınan yolda camlarda ışıldayan çamları seyretmeyi..evlerin içine bakıp acaba kimler yaşıyor bu evlerde diye izlemeyi..oldum olası çok severim evlerin içini seyretmeyi tamam ayıp bu ama severim ne yapayım.. mesela "Arka Pencere" en sevdiğim filmlerdendir..
bizim evimizde yılbaşı ağacı süslenmezdi, hatta yılbaşı da kutlanmazdı.. aslında o zamanlar şimdiki gibi yılbaşı kutlama çılgınlığı yoktu..
şimdilerde kutlama çılgınlığına bunun yarattığı tüketim çılgınlığına karşı olmakla beraber, mesela hediye almazken, mesela yılbaşı gecesi dışarıda eğlenmeyi kesinlikle sevmezken birtek ağaç süslemeye dayanamıyorum o çocuk günlerden gelen sempatim ile..
bayılıyorum karanlıkta heyecanlı heyecanlı yanıp sönen ışıklara..

kendi evim olduğu yıldan beri de yeğenlerim Müge ve Mine'nin de katılımı ile yılbaşı çamı süslüyoruz, geçen senelerde yılbaşı ağacımızı süslemek bir haftasonu programı idi bizim için, Müge ve Mine cumadan gelirler, o akşam dışarıda yemek yenir, akşam çam süslenir, ardından DVD seyredilir, yani genellikle Müge seyreder, çünkü ben jenerikde, Emir gelişme bölümünde uyur, Mine belki biraz daha dayanır, ertesi sabah kahvaltıda Müge'ye film anlattırılır, sonra tüm haftasonu eğlence kah evde tabu oynayarak, yiyip içerek, ya dışarıda gezerek geçer..
kendi özlediklerini çocuklarında mutlaka ama mutlaka uygulayan ebeveyn örneği olarak bu sabah klasik sabah oynaşmamız sırasında anlattım Mira ya büyük bir sevinçle bugün ağacımızı süsleyeceğimizi, ve 6 aylık miniğimin anlamasını ve sevinmesini bekleyerek..
Mira yüzünde güller açarak dinledi ama çok muhtemel az sonra meme emeceği ve bütün gece çişini yaptığı bezi poposundan çıktığı içindi sevinci.. neyse..
bu sene Müge ve Mine ablamız maalesef derslerinin yoğunluğu nedeniyle katılamayacaktı bize, iş başa düşmüştü:(
Mira'nın sabah uykusu sırasında başladım işe ve uyandıktan az sonra bitirdim.. Mira çok şaşırdı gözlerini kocaman açarak uzun uzun seyretti, hava kararıp ışıkları daha bir anlam kazanınca hiç gözlerini ayırmadan izledi uzun süre, sonra alıştı..
önümüzdeki senelerde daha çok eğleneceğine eminim..
işte böyle evimiz, çamımız ve biz hazırız yeni yıla..
İstanbul Erkek Lisesinde okuyup Emirgan da oturduğumuz yıllardan aklımda kalan bir eğlencem var, hala çok net hatırlarım..
İstanbul Erkek - Emirgan ikilisi olduğuna göre ya hazırlık, ya orta birinci sınıftayım, yani 11, bilemedin 12 yaşımdayım.. sabah karanlıkta evden çıkıyoruz, canım babam, ablam ve ben.. ablam babamın yanına oturuyor,ben arkaya.. a bak şimdi ablam var ya, demekki sene 1980 veya sonrası yani hazırlıkda değilim, işte neyse enfazla 12 - 12,5 yaşımdayım..neredeyse 30 sene önce.. ama biraz sonra anlatacağım şeyin biraz da ayıp olduğunu bilecek yaştayım.. babam Kapalıçarşıdaki dükkanına giderken beni Cağaloğlu, İran Konsolosluğunun yanında bırakıyor, oradan yürüyorum okula,ablamı da Beyazıt'ta bırakıyor o da İktisat Fakültesinde okuyor, ben inerken ablam hep uyuyor, sadece babamı öpüyorum hoşcakal derken.. ben ablamdan farklı değilim aslında, Babıali nin başında açmışımdır çok çok gözümü.. evden çıkarken de annemi öperken allah rahatlık versin diyecek kadar uykuluyum çünkü..
işte bu uykulu çocuğun uykusunu açan birşey vardı, yılbaşı zamanı süslenen ve camlarda ışıl ışıl yanan çamlar.. Emirgan, Rumelihisar, Bebek, Arnavutköy, Kuruçeşme hattında o kadar çok evde çam süslenirdi ki, aslında bu semtlerde çok yabancı yaşardı, benim Alman öğretmenlerimin çoğu buralarda otururdu ve beş kişi toplanır hergün tek kişinin arabası ile gelirdi okula.. Alman usulu lafı almanların bu cimriliklerinden denmiş çok da doğru.. eşek yükü para alıp güzelim evlerde yaşarlardı memleketlerini bırakıp o zamanın Türkiye' sinde yaşadıkları için.. neyse konumuzun almanların cimriliği ile hiç alakası yok aslında, benim lafı uzatmam dışında..
neyse ben yılbaşı zamanı öyle çok severdimki neredeyse karanlıkda alınan yolda camlarda ışıldayan çamları seyretmeyi..evlerin içine bakıp acaba kimler yaşıyor bu evlerde diye izlemeyi..oldum olası çok severim evlerin içini seyretmeyi tamam ayıp bu ama severim ne yapayım.. mesela "Arka Pencere" en sevdiğim filmlerdendir..
bizim evimizde yılbaşı ağacı süslenmezdi, hatta yılbaşı da kutlanmazdı.. aslında o zamanlar şimdiki gibi yılbaşı kutlama çılgınlığı yoktu..
şimdilerde kutlama çılgınlığına bunun yarattığı tüketim çılgınlığına karşı olmakla beraber, mesela hediye almazken, mesela yılbaşı gecesi dışarıda eğlenmeyi kesinlikle sevmezken birtek ağaç süslemeye dayanamıyorum o çocuk günlerden gelen sempatim ile..
bayılıyorum karanlıkta heyecanlı heyecanlı yanıp sönen ışıklara..

kendi evim olduğu yıldan beri de yeğenlerim Müge ve Mine'nin de katılımı ile yılbaşı çamı süslüyoruz, geçen senelerde yılbaşı ağacımızı süslemek bir haftasonu programı idi bizim için, Müge ve Mine cumadan gelirler, o akşam dışarıda yemek yenir, akşam çam süslenir, ardından DVD seyredilir, yani genellikle Müge seyreder, çünkü ben jenerikde, Emir gelişme bölümünde uyur, Mine belki biraz daha dayanır, ertesi sabah kahvaltıda Müge'ye film anlattırılır, sonra tüm haftasonu eğlence kah evde tabu oynayarak, yiyip içerek, ya dışarıda gezerek geçer..
kendi özlediklerini çocuklarında mutlaka ama mutlaka uygulayan ebeveyn örneği olarak bu sabah klasik sabah oynaşmamız sırasında anlattım Mira ya büyük bir sevinçle bugün ağacımızı süsleyeceğimizi, ve 6 aylık miniğimin anlamasını ve sevinmesini bekleyerek..
Mira yüzünde güller açarak dinledi ama çok muhtemel az sonra meme emeceği ve bütün gece çişini yaptığı bezi poposundan çıktığı içindi sevinci.. neyse..
bu sene Müge ve Mine ablamız maalesef derslerinin yoğunluğu nedeniyle katılamayacaktı bize, iş başa düşmüştü:(
Mira'nın sabah uykusu sırasında başladım işe ve uyandıktan az sonra bitirdim.. Mira çok şaşırdı gözlerini kocaman açarak uzun uzun seyretti, hava kararıp ışıkları daha bir anlam kazanınca hiç gözlerini ayırmadan izledi uzun süre, sonra alıştı..
önümüzdeki senelerde daha çok eğleneceğine eminim..
işte böyle evimiz, çamımız ve biz hazırız yeni yıla..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

