8 Haziran 2015 Pazartesi

Yine bir 8 Haziran..

Mira'm bugün tam 6 yaşında oldu.. Gözlerinde çocuk pırıltı, bitmeyen enerjisi ile kıpır kıpır yerinde duramayan dünya tatlısı bir kız çocuğu Mira.. Onunla vakit geçirmek keyif, hergeçen gün daha çok arkadaş,sırdaş.. Allah'a hergün şükrediyorum onu bana verdiği için..

13 Aralık 2014 Cumartesi

Sevgili Doktorum Bora Cengiz..

Onu ilk görüşüm bugün gibi aklımda, karışık duygular içinde bir Hastanede devam eden tedavimi yarıda kesip bir başka klinikte tedaviye başlamıştım, aklım karışık, heyecanım dorukdaydı.. Tek tesellim sevgili Mustafa Bahçeci' ye çok güvenmiştim ilk görüşmede.. Nişantaşı'nda klinikte sabah saatleri idi.. Kontrol için bekliyordum, kliniğe girmesiyle herkesle şakalaşmaya başlaması bir oldu.. Odasına geçene kadar laf atmadığı kimse kalmadı, dobra ,sımsıcaktı.. Geçen günlerde onu çok daha yakından tanıdım, pozitifliğini, en kötü anda bile olaylara bambaşka açıdan bakması hüngür hüngür ağlarken kahkahalar attırabilmesine hiç kimse şaşırmazdı..
15 gün hamileyim diye havalara uçtuktan sonra kalbi atmıyor kese boş gelişmemiş alacağız onu dediği an, o hüzün dolu 02.06.2008.. En kötü anda bile öylesi pozitif mesajlar verirdiki sanki üzüntünüzü unuturdunuz..
Neler neler kulağımda; bu kız aynı babası birtek ayakları sana benziyor deyişi, çalışmayacaksın artık ne olur şirket batacak değil ya, manyak mısın nesin deyişi, Mira' mı kucağıma verip seninle bir yol yürüdük biz deyişi.. Ve daha neler neler..
Çok üzgünüm, ölüm hiç yakışmadı o koskoca sımsıcak adama..
Yarın onu son yolculuğuna uğurluyoruz, bu kadar dua almak çok kimseye nasip olmaz, Allahım onu cenneti ile karşılasın.. Işıklar içinde uyu güzel insan..

8 Haziran 2014 Pazar

5.yaşgünü partimiz..

Bu seneki parti konseptimiz Karlar Ülkesi idi.. Mira'ya Elsa elbisesi hazır bulamayınca teyze bu işi ele aldı, üç gün içinde dikilen elbiseye bir de Karlar Ülkesi konsepti pasta eklendi, bu mevsimde kar tanesi bulmak bizi biraz zorlasa da teyzenin üstün performansı ile eldivene kadar herşey tamamlandı..
Ben de dün akşam kar tanesi şeklinde kurabiyeler yaptım, yağmur yağmasın dualarımız da kabul olunca değmeyin keyfimize.. ilk defa gerçek gününde doğumgününü kutladığımız Miracık da çok mutluydu, partiye katılan küçükler de..







5 yaşında dünya güzeli bir kızın annesiyim..

Dile kolay tam 5 sene.. nasıl geçtiğini anlamadığım geriye bakınca çok şey yaşanmış olan ama seni ilk kez kokladığım anı şu an gibi hatırladığım günün üzerinden tam beş koca yıl geçmiş.. Kuzum tam 5 yaşındasın.. acısı, tatlısı, üzüntüsü, sevinci ile geçti gitti işte..
Güzel kuzum gözlerindeki o zeki pırıltı hiç solmasın, her cümlen her hareketin ile yaşama sevincimiz, hayatımızın rengisin, kıymetin hep bilinsin, hayat sana güzellikler, şans, sağlık, mutluluk getirsin, Allahıma binlerce şükür ki seni bize vermiş mis kokulu güzel kızım.. Nice yıllara!!




2 Haziran 2014 Pazartesi

2 Haziran.. Yine bir doğum günü..

Az önce Mira ile beraber yattık.. Klasik yatmak ve uyumak istememe hâli, türlü sebepler ile kalkma tekrar yatma, çişi gelme, su isteme, süt isteme halleri, gözkapaklarına oturan uykucuğun hikayesi, pofuduk hikayesi derken, uyku iyice bastırdı, Miracım bugün benim doğumgünüm ya dedim, hııı dedi, benim hayatım boyunca en güzel hediyem sensin biliyor musun dedim, Allah baba iyi ki seni bana vermiş... İnsanın içine işleyen bir bakışı vardır, öyle baktı yüzüme ve cevabı yapıştırdı; sen de benim en güzel hediyemsin anne, ama babamın değil benim hediyemsin!!!:))) kuzum benim , seni çok seviyorum..

27 Nisan 2014 Pazar

Gympark'da madalya günü..






Geçen seneden beri aralıklarla da olsa devam ettiğimiz cimnastik okulu Gympark'da bugün madalya töreni vardı.. Her pazar sabah 09:15 itibariyle İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Bahçeköy kampüsünde katıldığımız cimnastik derslerine bugün 23 Nisan nedeniyle ara verildi, kuzular madalyalarını, başarı belgelerini ve sporcu bilekliklerini aldıktan sonra ışıklı, müzikli eğlenceli bir parti yaptılar, toplarla oynayıp, zıpladılar.. Mira, ateşli olmasına rağmen keyifle katıldığı etkinlikte, madalyasını ve belgesini sevgili hocası Bülent Koca'nın elinden aldı.







25 Nisan 2014 Cuma

23 Nisan.. neşe doluyor insan..

23 Nisan'ı, Atatürk'ümüzün çocuklara armağanı olan güzel bayramı kutladık..
Ben çok severim 23 Nisanı, Nisan ile başlayan Haziran ortasına kadar devam eden uzun günler, limonata gibi hava, efil efil etekler, çorapsız babetler, yeşil erik, yeşile doymak, havayı koklamak demek olan zaman dilimini pek severim.. Kızımın doğumgünü, kendi doğumgünüm, evlilik yıldönümü, mutlaka bir araya sıkıştırılan az da olsa kısa da olsa tatili hayal etmeyi müjdeleyen yılın bu kısmı pek bir keyifli gelir bana..
İTÜ de yılsonu gösterisi yok, onun yerine 23 Nisan kutlaması coşku ile yapılıyor, 29 Ekim gibi Atatürk'ümüzü anmak odaklı bir programa kuzuların performansları sıkıştırılıyor, olup bitiyor.. pek de güzel oluyor doğrusu..







 
 
Maaile gittik seyretmeye, balerin kılığı ile çıkıp kelebek gibi dans etti, ingilizce bir şarkı söyledi arkadaşları ile.. atla deve değil kabul ama pek hoşumuza gitti..
 




 
 

28 Mart 2014 Cuma

hayat akıyorken..

hayat akıyor hızla.. haftalar bir başlıyor bir bitiyor, bir bakıyorum pazartesi gelmiş hafta başlamış bir bakyorum off nasıl geçer bu hafta cümlesini tamamlayamadan hafta bitmiş..
hayat devam ediyor, iş devam ediyor, Türkiye için sıkıntılı günler, seçim arefesi, kavga gürültü, cemaat, iktidar kavgası..
İş stresli, iş yoğun, iş çok.. kuzuya ayırdığım vakit sınırlı, yavrum o kadar da olgun davranıyor ki.. anne seni özledim derken gözümün içine bakıyor..
okul ile arası iyi, ilk defa bu sene öğrendiğini farkediyorum, ingilizce konuşmaya çalışıyor, konuları biliyor yorum yapıyor, mesela müzik çalıyor hafif, kimse farkında değil ne çaldığının.. anne bu kuğu gölü diyor ve anlatmaya başlıyor ne oluyor, bu sahnede ne var..
ödevleri oluyor, aylık bir çizelge geliyor okuldan onu takip etmek ve hazırlamak bizim görevimiz, hayvan maskesi, enerji tasarrufu için fikir üret, pandalar ne yer, penguenler nerede yaşar vs.. uzayıp giden sorular..
buyrun bakalım ilk karne fotoğrafımız..
                                                                              

4 Ocak 2014 Cumartesi

Mira'nın 5. yılbaşı gecesi..

2014' e Berlin' de girdik.. Görmemiştim Berlin'i daha önce, beğendim hatta çok beğendim.. ışıl ışıl, pırıl pırıl, bol fişekli, biraz soğuk ama güzel bir araydı monoton günlük akışa.. işten uzak 6 gün, kuzu ile hepberaber, Müge ve Mine ile özlem gidererek, kuzunun ateşlenmesi ile ilk iki günü hafif endişeli ama genel olarak güzeldi.. Yeni umutlar, şu olsun, bu olmasınlar ile başladı yeni bir yıl.. herkesin gönlüne göre gelsin 2014..

22 Kasım 2013 Cuma

Mira ile ilk yurtdışı deneyimi..

Bilen bilir dünya güzeli iki yeğenim var.. büyük Müge, Boğaziçi Üniversitesi, küçük Mine, Özyeğin Üniversitesi öğrencisi.. Müge bu dönemi Erasmus ile Hollanda Twente Üniversitesinde okuyor.. ilk tercihi idi Twente, yüksek puan ile kabul edildi ama gel görki okulun bulunduğu şehiri, okulu, kaldığı yurdu pek sevmedi.. Enschede Almanya sınırında bir şehir.. hareketli Avrupa şehirleri dışında kalan pek çok Avrupa şehrinde olduğu gibi klasik, kuru, donuk..hava kararmaya yüz tuttuğunda sokaklarında insan kalmayan, hareketsiz.. ağustosda gitti, aslında Avrupada  pek çok şehri gezdi bu arada falan ama yine de çok sevemedi okulu.. biz de tam doğumgünü sonrası ona moral verelim diye üç gün yanına gittik, daha doğrusu Amsterdam'da buluştuk.. Mira ile ilk yurtdışı seyahati olarak da hafızalara kazındı.. aslında beklediğimden iyiydi, ama gençlik, bekarlık, erken evlilik ve çocuksuz evlilik seyahatlerimizden çok farklı olarak zamanla yarışmak, onu da bunu da yapalım stresimiz yoktu.. zaten Mira ile bu mümkün değil idi, önceden görmüş olduğumuz bir şehir olduğu için Amsterdam'ı görme çabası yerine Müge ile maksimum vakti geçirmeye odaklandık.. yürüdük, sadece istediğimiz yerleri gezdik, ıslandık, üşüdük, güldük, konuştuk, yedik, yedik, yedik.. çok iyi geldi.. Mira ile ilk deneyim, devam edebilir notu ile sınıfı geçti velhasıl..




okulumu çok seviyorum..

Günler günleri kovalıyor.. annemin " aman bu iş pek iyiymiş, seni hiç görmezdik bu saatte evde.." cümleleri ilk birkaç haftada kaldı haliyle.. saat 5 de işden çıkıp eve gidebildiğim ilk iki bilemedin üç hafta sonrası yazın kısmen yaz bitiminde ise tamamen bir kuyuya düştüm desem yalan olmaz.. yazdı izindi ağustos avrupalıların çoğunun tatiliydi derken günler günleri işler işleri mesailer mesaileri kovaladı durdu.. ekibim toplandı beraber çalışmak istediğim arkadaşlarım işlerinin başına geçtiler benim omuzlarımdaki yükün, biz de varız diye altına girdiler.. yoğun, stresli ama iyi gidiyor.. annem artık yorum yapmıyor:)

Mira'nın okulu eylülde başladı, Mira bu sene İTÜ Geliştirme Vakfı Okulları Sedat Üründül Anaokulu öğrencisi.. karar vermemiz çok zor oldu, pek çok okul gezdik, Açı , MEF , Şişli Terakki , İELEV.. gönlüm İELEV de olsa da Cağoğlu'ndaki okulun fiziksel şartlarından hiç hoşlanmadım, Levent'ten Alemdağ'a yollamayı da hiç düşünmedim.. BÜMED Merak Eden Çocuk'a devam etmemeye de çoktan karar vermiştik.. Açı ve MEF fazla snop, Şişli Terakki çok devlet okulu gözüktü gözümüze.. bu işin tek bir doğrusu olmadığını öğrendiğimiz bu süreç sonunda  İTÜ nün kurasında Mira'nın adını okuduğum an işte bu dedim ve iki gün sonra kaydını yaptırdık..

Sistemi çok oturmuş, sürpriz yaşatmayan, herkese aynı uzaklıkta duran ama kendini çok yakın hissettiğin tarzı, Atatürk'çülüğü, velilerin hem sisteme çok ortak ama fiziksel olarak da çocuklardan, sınıflardan başarı ile uzak tutuluyor olması en temel seçim kriterlerimiz.. bir de Mira'nın ne kadar severek gittiğini görmek, hele hele gelişimini izlemek gerçekten çok keyifli.. mutluyuz velhasıl.. kağıt kesecek diye bu kadar para verilir mi sorularını kafamızdan attıkca rahatladık.. ileriye dair bir yatırım bu.. bir seçim.. bizce doğru bir seçim..

17 Ağustos 2013 Cumartesi

nerelerdeyim yahu?...

aslında istediğim bu değildi.. daha sık daha nedensiz daha güncel yazma, daha stres atma, moral bulma, içini dökme amacıyla yazma amaçları ile çıkmıştım yola.. evet kuzu yarın öbür gün okusun hatıraları yaşasın anı paylaşalım onunla istiyordum ama bir yandan da bugün üç yaşında bugün dört yaşında bugün okula başladı şeklinde bir hatıra defteri kıvamı istemiyordum.. ama ne oldu.. istediğimi hiç ama hiç yapamaz oldum..üstüne üstlük seramonileri de kaçırdım.. anıları hafızalara, resimlere, dvd lere hapis ettim..
13 sene çalıştığım işimdem ayrıldım, ne kadar da iyi yapmışımı haykırdığım şu günlerden daha stresli günler geçirdim, bir ayakkabı için yedi sefer karar değiştiren bir kişilik isen 13 sene sonra 2 kişiden 40 kişiye gelen bir ekip ile çalışıyorsan, seviyor, seviliyorsan zordur karar vermek, bir de isminin başharfi Âlâ ise daha bir zordur..
İstifadan sonra 1 ay 1 hafta kadar ara verdim, işte devam eden süreçde beni biraz mutsuz yapan da bu oldu.. hiçbir tatil, en güzeli dahi dönüşünde hissettirmediğini normal hayat akar iken, koca işe, kuzu okula gider iken, kuzuyu servise bindirip kuşlar kadar hafif eve çıkar iken, hangi avm kadını arkadaş ile nerede kahve içeceğine veya hangi çarşıyı gezeceğine, ya da iki hafta sonra hangi sahile akacağını planlar iken, kuzuyu okuldan alıp elini tutup otoparka yürüyüp, nereye gitmek istiyorsun Mira'cığım der iken ve istediği yere gider iken, sullar seller gibi akan zaman Hillside Beach Club daki tatilden, Alaçatı sokaklarından, teknede uyanıp yüzünü denizde yıkamakdan geri döndüğümde hissettiğimden çok daha yıkıcı bir etki bıraktı bende.. 22 senedir hiç ama hiç nedensiz, yapılması gerekenleri yapmak için değil ne yapılıyorsa ona eşlik etmek için boş kalmamış olduğumu farkettim.. sonuna kadar tadını çıkardım.. tadı damağımda yeni işime başladım bir mayıs sabahı..
" annem artık çalışmayacak " açıklamaları hatta zaman zaman ısrarlı diretmeleri gözünde iki damla yaş " annem yine ders çalışmaya başladı.." ya döndü kısa sürede.. kuzular değişime bizden hızlı uyum sağladıklarından kısa sürede travma altedildi.. eski düzen başladı..
daha huzurlu, daha az çalışdığım, daha mutlu bir yaz geçirdim, 13 yıllık kurumsal hafızayı ve konfor alanını bırakıp sudan çıkmış balık olmadığımı iddia edemeyeceğim ama iyi geldi.. hem de çok..
Üzerine Gezi olayları gelişti, şaşırdık, inanamadık, şok olduk, sinirlendik, kızdık, bağırdık, tencere tava çaldık, direndik direndik direndik.. tadımız tuzumuz kaçtı.. nerede olursak olalım aklımız, beynimiz, kalbimiz başka yerlerde olabildi.. tencere tava saatine yetişmek için işden eve koşturduğumuz oldu.. yaşandı tecrübe hanesine yazıldı yaşanmaya ve yazılmaya devam ediyor.. Türkiye Tarihinin bu sayfasında yer almaktan mutlu oldum zira eminimki bu bambaşka, gurur verici bir sayfaydı, şimdiye kadar hiç yaşanmamış ve unutulmayacak..
Üzerine ramazan, bayram derken neredeyse yaz bitti.. kuzunun okulu 2 eylülde başlıyor.. bu sene okul değiştirdik ama bu başlı başına bir konu ve başka bir postun konusu olsun.. hem de bu vesile ile daha çok yazarım belki..

8 Haziran 2013 Cumartesi

daha dün gibi..

İşte yine bir 8 Haziran.. Kuzum tam dört yaşında.. Bu evde tam dört yıldır bu güzel koku, bu güzel ses, bu heyecan var.. çocuk gözlerdeki pırıltı, bitmek bilmeyen bir enerji, mutluluk, huzur, artan sorumluluk ama o eşsiz annelik hissi var.. İyi ki var.. İyi ki varsın minik kuzum, biriciğim benim.. canımın içi, birtanemsin, seni çok seviyorum..

10 Mayıs 2013 Cuma

Annelerin günü..yani benim günüm..annemin günü..

2009 da karnımda, 2010-11-12 de kucağımda, yanımda, yamacımda.. 2013 mü? buyrun okuyun, minik insana annesini sormuşlar okulda. o da cevap vermiş.. hem çok güldüm, hem ağladım.. gururlandım.. canım kuzum annen de seni çok seviyor..

Yeni bir başlangıç..

Son seferden bu yana ne çok zaman geçmiş.. neredeyse altı ay.. yoğun, sıkıntılı. radikal kararlara gebe günler.. zor bir kış geçti, çok mesaili.. kuzuyu özleyerek.. 12 nisanda istifa ettim 13 senenin üzerine ben ayrılamam derken cümlem benim emeğimi haketmiyor bu şirkete döndü.. evdeyim şimdi kuzu ile beraber çok keyifli günler geçiriyorum.. başlayacağım elbet çalışmaya.. ama şimdilik tadını çıkartıyorum.. bol bol geziyoruz, yarın sabah çeşme alaçatı, haftaya bozcaada, sonraki hafta fethiye.. ooohh tatlı hayat..

1 Ocak 2013 Salı

Umut..

Senelerden 2013.. Günlerden 1 Ocak.. Günlerden pijama.. Günlerden yan gel yat.. Günlerden canın ne isterse ye.. Günlerden doya doya Mira ile oyna.. Günlerden televizyon,ıPad, ıPhone Allah ne verdiyse zapla, tıkla.. Saatlerden günün sonu, saatlerden yine ikramiye yok, saatlerden yarın yine iş, saatlerden hayallerin sonu, saatlerden hayalleri bırak zıbar uyu..
Ne demişler nasıl başlarsa öyle gidermiş.. sakin, mutlu, beraber, umutluyum senden 2013..

28 Aralık 2012 Cuma

2013 Yılbaşı partisi..

Seneler geçiyor, kızım büyüyor.. bu senenin yeni yıl partisi de bugün yapıldı.. şirin mi şirin kılığı ile Mira çok tatlıydı.. umarım 2013 de Mira kadar güzel olur..

24 Aralık 2012 Pazartesi

Unutmayalım diye..

Miranın daha küçük ve kısmen biraz daha güncel konuşmalarından bir demet;

anneeee geldik miyiz? - anne geldik mi?

annee yazlına gidelim. - anne yazlığa gidelim

oldu mu mira'cım? - hayıy anne oldu değil..

baba benimle uyar mısın? - baba benimle uyur musun?

yeni bakıcısına sesleniyor. kızın adı olya.. heeyyy cooorcc..cooorrcc.. şaşkın suratları görünce kafası karışıyor? ben ne dicektim sana??

renkleri sayıyor.. tuyuncu..kıymızı.. kapperengi.. açık mavi.. kapalı mavi.. yeşil..sarı..

acaağbağ bu nedir?

teyzesi ile saklambaç oynuyor... teyziiii neydeşiiinn???

anne sen neden eve gelmeyi unutuyorsun? ... yoğun bir çalışma döneminde eve gittiğimde ve evden çıktığımda hep uyuyor olduğundan beni göremeyince gün içinde telefon ile bana hesap soruyor.. ve ekliyor
anne sen eve gelmeyince ben üzgünüyorum..

anne panço kabanın düğmelerini ilikleme stresine karışan arkadaki arabaları bekletiyorum hem de çok soğuk üşümesin stresinde iken düğme elinden üç kere kayınca derin bir nefes veriyor Mira'dan cevap ; anne ben uslu bir çocuk gibi hiç hareket etmeden duruyorum ama sen yapamıyorsun..

benim teyzeme telefonda nasıl hastalandığını anlatıyor;  apper teyze ben yarın kusmuştum.. annnem vitamin verdi..

kimka .... Mira'ca penguen demek..

seyahat öncesi bayram çikolata alışverişi sırasında kendisine para çikolata seçiyor, araba koltuğuna kurulup yemeye başlıyor, az sonra ben sert bir fren yapınca çikolata kutusu elinden kayıp dökülüyor; Mira'dan konuya getirilen yorum: Anne sen arabaları hızlı kullandığın için düştü bu, sonra bana arabamı kirlettin deme sakın!!!
bu konuşmadan az sonra kucağında kalan üç beş çikolatayı açmaya uğraşıp sıkılan Mira'dan ikinci yorum; Anne bırak şu arabayı kullanmayı, şu çikolataları aç, parmaklarımın ucu yoruldu...

Mira öksürüyor.. yaptığım ballı ıhlamuru, benim çay içmeme özenip o da çay içmek istediği ben de sınırlı çay içirdiğim için gelişen sempatisini kullanarak içirmeye çalışıyorum.. Mira'cım bak sana tatlı çay yaptım, hadi gel iç.. Mira'dan ilk yudumdan sonra gelen cevap.. Anne bunun tüyleri var, biliyorsun değil mi?

Babasını sevdiğine karar verdiğinin açıklaması; Baba ben seni artık seviyorum, eskiden sadece annemi seviyodum artık seni de seviyorum....   ??!!! ne tesadüfki babası onunla saklambaç ve yatakta zıplama oynadıktan sonra bu karar şekillenmiş:))

Mira'dan teyzesine ilanı aşk; ben teyzemi çok seviyorum, o çok eğlenceli, hem de bana güzel şeyler alıyor, pijama, bebek, süpriss yumurta, eevvv:))

anne gülüsleee... anne hadi gülüslee.. - Mira fotoğraf çekiyor ve gülümsememi istiyor..




18 Aralık 2012 Salı

hoşuma gitti..

Pasaportunu saymazsak ilk resimli kimlik kartını aldık Mira'nın.. pasaport için dili gözükmesin, dişi gözükmesin, az gülsün, çok ciddi olsun vs uyarıları ile çekilen resmi ne yapacağını şaşırmış 1,5 yaşında bir Mira'cığı yansıtadursun, en son derste jimnastik hocasının verdiği kimlik kartı pek sevindirdi Mira'yı.. benimde edi büdü ile kolkola Mira görseli hoşuma gitti, kayıtlarda kalsın istedim:)))

17 Aralık 2012 Pazartesi

İlk portfolyo sunumu..

Mira'nın ilk portfolyo sunumu vardı.. ne menem bi şey bu portfolyo sunumu diye bekleyip durduk.. sadece anne ve baba davetliydi, sunumu kuzucuk yapacaktı.. hem türkçe hem ingilizce iki etap halinde yapılacaktı.. bildiklerimiz bunlarla sınırlı idi.. randevu saatinde okuldaydık, 15.12.2012 saatler 11.30 u gösterirken..
sırasını beklerken okul müdürü ve eğitim direktörü bekleyen çocuklara kitap okudular.. bizimkiler ve bizler hafiften gevşedik.. ay aman ben uyuyacağım şimdi derken:) sıramız geldi, sınıfa girdik.. Mira'nın dönem başından bu yana yaptıklarından bir grupdu bizim için hazırlanan, resimler, şekiller, objeler, ne çizdim, ne yazdım, ne gözüküyor ama aslında ne şeklinde:) Mira bizlerin varlığından biraz utanmış gibi davrandı, pek anlatmaya istekli davranmadı, sınıf öğretmenleri türkçe ve ingilizce sunumlarda kendisini biraz bilgi vermeye zorlayadursunlar bizimki konuyu üç beş kelime ile geçiştirdi.. sık sık eline bir etkinlik alıp ardına saklanmaya çalıştı.. evdeki dilli düdük oldu bir dut yemiş bülbül:) neyse fazla üstelemedik, resimlerini, kil uçağını, makarna kolyesini ve dahi pek çok şirinliği koyduk çantamıza çıktık okuldan.. Mira ile geçen heran gibi çok keyifliydi.. minik kuzum benim:))