3 Aralık 2012 Pazartesi

Ayıcık, Ege ve Mavi üzerine..

Can dostum Ezel Mira'nın doğumundan bu yana en önemli danışmanlarımdan  biri.. Anneliğe yeni adım attığında insan hem gereğinden fazla evhamlı hem de olduğundan daha beceriksiz oluyor.. Ezel boyunca kızları Deniz ve Burcu da denediklerini yumuşacık cümleleri ile anlatıp çok yollar gösterdi bana geçtiğimiz üç yıl içinde.. Bu dönemde Ezel'in ısrarla önerdiği bir yöntemdi çocuğun bir oyuncak ile bağ kurması.. Deniz'in Didi'sini bilmeyen yok, dikilmiş bir kumaş parçası hatta bir yorgan gibi, gözü, burnu, ağzı var, Deniz şu anda Üsküdar Amerikan Lisesi öğrencisi ama Didi halen hayatında.. Burcu'nun ise hiç ayrılmadığı ayı sülalesi Samet ile başlayıp uzayan giden isimlerle anılır, hergece yatağa beraber girilir.. Burcu ise MEF' de ortaokul son sınıf öğrencisi :)
Ben ilk iki yılda Mira'da bu anlamda bir bağlantı yakalayamadım.. Hani elinde ayıcığı ile yürüyen uykulu, pijaması sarkan bir çocuk görseli vardır, hep sempati ile yaklaşsam da Mira yaklaşık bir yıl öncesine kadar gelip geçer aşklar yaşadı:) bugün yeşil kurbağa, yarın başka bir oyuncak.. Ta ki üç oyuncağının diğerlerinden sıyrılmasına kadar..
Hayatımıza ilk giren Ayıcık.. Yeşil kurbağa, pembe fil, siyah eşek, benekli inek ile alındı sarı ayıcık.. Ama diğerleri bir kutunun içini boylayalı çok oldu, Ayıcık dışında.. Ayıcık sökülmüş bıyığı ile hep bizimle.. Beraber yatıyor, tuvalete gidiyor, yemek yiyor, bizimle tatile geliyor, valize ilk o konuluyor..
Mavi bir Bağdat Caddesi turunda bebek diye tutturması üzerine ilk gelen oyuncakcıdan seçilmiş en ucuz ve en minik bebek olarak girdi hayatımıza ki giriş o giriş.. O da tatillerin gözdesi, gece yatarken önce onun yastığı düzeltiliyor, sabah ben makyaj yaparken Mira  da Mavi' ye yapıyor.. Mavi'cik sıklıkla yıkanıp yatağın başköşesine kuruluyor.
Mira 4 aylıkken aldığımız bir programda yaşadığımız problem üzerine ETS Tur tarafından Mira' ya hediye olarak gönderilen pembe bebek, ki kendisinin adı Ege, benzer pekçok bebeği arasında Mira'nın ciddi sempatisini kazandı, şu anda elinden düşmüyor.. Gece uyanıp elinden çekiştirerek bizim yanımıza geliyor, uykulu gözlerle, önce Ege' nin yerini hazırlıyoruz yatağın en soğuk yerinde, sonra da Mira'nın.. ona sarılıp uyuyor, uyanınca ilk onu arıyor gözleri..
İşte bu üçlü,internetten aldığım ve parasını son kuruşuna kadar çıkartan yıldızlı, ışıklı ve müzikli lamba, mavi ve yeşil su kapları, soğuk örtü ki kendisi basit penye bir battaniye, Mira soğuk sevdiği için geceleri vazgeçilmezi, ve sıcak örtü., teyzemizin sevgili arkadaşı Hülya teyzesinin elleriyle hazırladığı kelebekli polar battaniye, ki benim tarafımdan uyuduktan sonra örtülebiliyor ve ben soğuk severim bilmiyor musun naraları ile üzerinden atılıyor ama yine de ayrılmazımız... Biz hergece uykuya beraber dalıp, gece Mira bizim yatağımıza gelmek isterse hepberaber odadan odaya taşınıp mutlu mesut yaşayıp gidiyoruz..
Hatta bazen abartıyoruz da, bu sabah jimnastik dersine Ege ile girdi Mira, haftaiçi birgün okulda unutulan Ege için çok ciddi endişe duyulup, bir saat ağlanıp, gece uykusuz kalınacak kadar hayatımızda... Kısmetse torunlarımıza kalacak oyuncaklar belli gibi:)))







2 yorum:

  1. Şu dünyada her varlığın ayrı bir şansı var diye düşürüm hep..Ağzımıza giren pirinç tanesinden tutun da ,işte burada ..oyuncağa kadar..bi dünya oyuncak arasından sıyrılıp küçücük bir çocuğun sevgisini kazanıp(çoğu zaman biz büyüklerin anlayamadığımız şekilde) yıllarca vazgeçilmez oyuncağı olmak..şans değil de nedir bu..Ayıcık,Mavi ve Egeli yolda ,Miram da hep seçilen olsun inşallah güzel özellikleriyle,.en başta şansı bol olsun!!yolu açık olsun..

    YanıtlaSil
  2. sağol canımız teyzemiz.. evet gerçekten kıymeti hep bilinsin inşallah kuzunun.. bütün kuzularımızın.. öpüyoruz seni..

    YanıtlaSil